23 Şubat 2011 Çarşamba

HÜR ADAM



Gişe rekorları kıran “Minyeli Abdullah”la bir döneme
damgasını vuran yapımcı ve yönetmen Mehmet Tanrısever,
20 yıl aradan sonra yine çok konuşulacak bir filmle Türk
sinemasına dönüş yaptı. Mehmet Tanrısever bu kez Said
Nursi’nin hayatını ele alan “HÜR ADAM” filmiyle hem yapımcı
hem yönetmen hem de senarist olarak sinema seyircisiyle
buluştu.
Daha vizyona girmeden pek çok tartışmanın da odak
noktası olan filmin senaryosunu Ahmet Çetin, Mehmet Uyar
ve Mehmet Tanrısever’in kaleme aldığı Hür Adam filminde
Said Nursi’yi Mürşit Ağa Bağ canlandırdı.
Çekimleri, Isparta’nın Eğirdir İlçesi´ne bağlı Barla Beldesi,
Safranbolu ve İstanbul’da gerçekleştirilen Said Nursi’nin
hayatını anlatan ´Hür Adam´ filminde 70 kişilik bir teknik
ekip ve 1000 kişinin üzerinde figüran ekibi yer aldı.
Projenin 1 yıl süresince devam eden hazırlık aşaması
sonucunda filmin çekimleri 8 haftalık süre içerisinde
tamamlandı.
Çalıntı olduğu gerekçesiyle filme dava açıldı,
Cumhuriyetten öç almak için kurulan gerici komplonun bir
parçası olduğunu ileri sürdü. Yönetmen Mehmet Tanrısever’e
filmi para için yaptığı söylendi, Said Nursi’nin suretini gösterdiği
için kızıldı. Film hakkında yapılan tartışmalar daha uzun
süre devam edecek gibi. Ama sonuçta bu ülkede bir Said
Nursi filmi yapılması için geç bile kalındı. Gelişen sinema teknolojisi
ve maddi imkanlar arttığı halde beyaz sinema adına
çok da elle tutulur kaliteli filmler izlemediğimizi söyleyebiliriz.
Ama bence bu filmle birlikte daha cesur, daha büyük
yapımların kapıda olduğunu hissedebiliriz. Hür Adam filminin,
evet sinemasal açıdan eksik yanları olabilir, yan rollerdeki
oyuncular daha özenle seçilebilirdi. Ama ne olursa
olsun sonuçta bir Said Nursi filmine sahip oldu Türk sineması.
Başka filmler de çekilmeli. Başka denemeleri de olmalı.
Bir tane var diye rahat oturulmamalı. Buradan hareketle
Mimar Sinan’ın, Mevlana’nın, Hacı Bektaşi Veli’nin, Yunus
Emre’nin de filmleri çekilmeli. Türk sinemasında son yıllardaki
gişe hasılatlarına bakıldığında sinemanın bir idealizmden
öte para da getirdiği dikkate alınarak artık bir İstanbul’un
Fethi filmi çekme cesaretini göstermeli yapımcılar. Özellikle
de İstanbul 2010 projesi fetih filmine destek için iyi bir fırsat
olabilirdi. Bunlar iyi adımlar. Daha iyisi de olacak inşallah.
Hür Adam filmine geri dönecek olursak… Film yazdığı
kitaplar ve yetiştirdiği talebelerle 80 seneyi aşkın
süredir Türkiye’den başlayarak bütün dünyayı etkileyen
Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatından kesitler taşıyor. Pek
çok ilmî ve edebî çalışmaya konu olan Bediüzzaman’ın hayatı
“Hür Adam”da ilk kez dramatik bir yapıyla sinemaya uyarlandı.
Küçük yaşta medrese eğitimiyle kendini geliştirdikten
sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü ve cumhuriyetin
kurulması sancıları arasında, savaşlar ve işgaller yaşayan bir
millete İslam’ı ve imanı, asrın gerekleriyle hatırlatmak gayesiyle
yola çıkan Bediüzzaman’ın hayatı, esaretler, mahkemeler,
sürgünler ve hapislerle geçti. Sadece kitap yazdığı ve
talebe yetiştirdiği için pek çok iftira ve komployla ortadan
kaldırılmaya çalışılan Said Nursî, her şart altında yazımına
devam ettiği Risale-i Nur Külliyatı adlı eserlerini her yere ve
herkese ulaştırmaya çalıştı.
Yeni Şafak gazetesi sinema yazarı Ali Murat Güven, film
için şunları söylemişti: “Aylar önceki bir yazımda belirttiğim
gibi, Türkiye Cumhuriyeti sinema tarihinde hasılat rekoru,
yaklaşık 4 milyon 350 bin biletli izleyiciyle “Recep İvedik-
2”te... Bu utanç verici rakam, ülkemizin hem yüz yıllık entelektüel
birikimi, hem de halkımızın sinema bilgisi ve bilincini
simgeliyor ne yazık ki... Yapımcılar görevini yaptı, dağıtıcılar
görevini yaptı, benim gibi sinema yazarları da görevini
yaptı... Şimdi artık sıra sende...” Türk sinemasının bu hasılat
ayıbından kurtularak daha kaliteli filmlere hakkı olan izlenme
sayısı verilmeli ki daha iyi filmler için yapımcılar cesaret bulabilsin,
yönetmenler izleyicinin kalitesini dikkate alsın.

Yapımcı / Yönetmen Mehmet Tanrısever

1953 Konya doğumlu Mehmet Tanrısever, işadamı kimliğine
1989 yılında “Minyeli Abdullah” filmiyle yapımcılığı da
ekledi. Hekimoğlu İsmail’in aynı adlı romanından uyarlanan,
Yücel Çakmaklı’nın yönettiği ve başrollerinde Berhan Şimşek
ile Perihan Savaş’ın olduğu film, haftalarca gösterimde kalıp
o dönem için bir rekor olan 403 bin seyirci sayısına ulaştı.
Ertesi yıl devam filmi “Minyeli Abdullah 2”nin yapımcılığını
üstlenen Tanrısever daha sonra da İsmail Güneş’in yönettiği
“Çizme” (1991), Ünal Küpeli’nin yönettiği “Benim Zaferim”
(1991) ve Nurettin Özel’in yönettiği “Garip Bir Koleksiyoncu”
(1994) filmlerinin yapımcısı oldu.
1992’de “Sürgün” filmiyle yönetmen koltuğuna oturan
Tanrısever, bu filmle 45. Salerno Film Festivali’nden ikincilik,
11. Taşkent Film Festivali’nden de Gümüş Simurg ödülüyle
döndü.

Zeynep ZELAN

0 yorum:

Yorum Gönder